KimNereli.net

Sercan Gölcü

Sercan Gölcü Kimdir?

Gerçek adı: Sercan Gölcü
Doğum Tarihi: 1987 (32 yaşında)
Eğitim Durumu: Lisans
Medeni Hali: Evli
Boy: 1.87
Kilo: 94
Meslek: Yazar
Mezuniyet: Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi
Doğum yeri: Diyarbakır

Sercan Gölcü Kimdir? Nereli? Kısaca Biyografisi

Sercan Gölcü 1987 senesinde Diyarbakır’da doğmuştur.

Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinde okurken (okulu yüksek onur derecesiyle bitirmiştir) aynı zamanda hem Mali Müşavirlik bürosunda mali müşavir yardımcısı, KPSS A-AÖF Kurslarında Genel Muhasebe-İktisat Öğretmeni olarak çalışmış hem de çeşitli gazeteler ve dergilerde birçok sayıda şiir makale yazmıştır.

Ayrıca 2009 da Güneydoğu Genç Öğretmen Ödülü ve aynı yıl Genç Yazar ödülüne layık görülmüştür. 2013 yılında SMMM yeterlilik sınavlarını başarıyla tamamlayarak SMMM Ünvanı elde etmiştir. Halen de bu işini bir kurumsal firmada yürütmektedir. Eğitmenlik ve yazarlık görevlerine de devam ettirmektedir.

Ayrıca sosyal medyada iş ilanları sayfasıyla gerek işverenlere personel, gerek iş arayanlara iş arayıp ortak noktada buluşturan bir sayfa kurmuş ve adından söz ettirmektedir.

1.87 boyunda 94 kg ağırlığında olup, evli ve bir kız çocuk babasıdır.


Sercan Gölcü’nün makaleleri;

ENİNE BOYUNA KGF

Kredi Garanti fonu (KGF), 14 Temmuz 1993 tarih, 93/4496 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kuruluş organizasyonunu tamamlayıp ilk kefaletini 1994 yılında vererek faaliyetlerine başlamıştır. KGF, kurumsal bir kefalet kuruluşu olarak teminat yetersizliği nedeniyle çeşitli kredi ve destek imkânlarından yeterince yararlanamayan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) ve KOBİ dışı işletmelerin, “müteselsil kefil” olmak suretiyle krediye erişimlerini sağlamaktadır.
Kredi Garanti fonu (KGF), Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş bir anonim şirkettir. Kamu kuruluşu olan ve kamu kuruluşu sayılan ortakları; KOSGEB, TOBB, TESK ile Eximbank, Halkbank, Vakıfbank, Vakıf Katılım Bankası, Ziraat Bankası ve Ziraat Katılım Bankası’dır. Diğer ortakları ise; Akbank, Albaraka Türk Katılım Bankası, Alternatifbank, Anadolubank, Burgan Bank, Denizbank, Fibabanka, Garanti Bankası, ING Bank, İş Bankası, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Nurol Yatırım Bankası, Odea Bank, QNB Finansbank, Şekerbank, Turkland Bank, Türk Ekonomi Bankası, Türkiye Finans Katılım Bankası, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Yapı ve Kredi Bankası ile Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayi Destekleme Vakfı (MEKSA) ve Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı (TOSYÖV)’dür.
KGF bir kefalet kuruluşudur. Faaliyet konusunda kredi tahsisi hususu yer almamaktadır. Ancak işletmeler lehine kefil olmak suretiyle işletmelerin kredi ve destek kullanımını kolaylaştırmaktadır.
Bireysel krediler, tüketici kredileri ve çek karnesi kredisi ile şirket kredi kartları hariç, işletmelerin ihtiyaç duyduğu işletme ve yatırım finansmanı için her türlü nakdi ve gayri nakdi kredilere yönelik kefalet verir. Bankaların, ilk defa veya ilave olarak kullandıracakları, yenileyecekleri, yeniden vadelendirecekleri veya yapılandıracakları TL ve/veya döviz cinsinden ve/veya dövize endeksli nakdi ve gayri nakdî krediler ile 6361 sayılı Kanun kapsamında yetkilendirilen finansal kiralama ve yatırıma yönelik finansman sağlanması kaydıyla finansman şirketleri tarafından sağlanan kaynak için de kefalet vermektedir.
Kullandırılacak olan kefalet limitleri
Kadın girişimciler ve genç girişimciler için azami 1.000.000,00 TL
KOBİ’ler ve ihracat yapan KOBİ’ler için azami 12.000.000,00 TL
KOBİ dışı firmalar ve ihracat yapan KOBİ dışı firmalar için azami 50.000.000,00 TL

Kefalet Oranları Kefalet Oranları

İhracat yapan firmalar ve döviz kazandırıcı faaliyeti olanlar
KOBİ %100
KOBİ DIŞI %100
Yatırımcılar
KOBİ %85
KOBİ DIŞI %80

Cazibe Merkezi Projesi Kapsamındakiler
KOBİ %90
KOBİ DIŞI %85

Kefaletlerin Vadeleri

İşletme kredileri için, azami 1 yıl ödemesiz dönem imkanıyla birlikte asgari 6 ay azami 60 ay,
Yatırım kredileri için, azami 3 yıl ödemesiz dönem imkanıyla birlikte asgari 6 ay azami 120 ay
Olarak uygulanmaktadır.

Saygılarımla

SMMM YAZAR EĞİTMEN ŞAİR SERCAN GÖLCÜ

GÜNDEMİMİZ DOLAR

• Diğer para birimlerinin dolar karşısında dirençli bir imaj sergileyememeleri, doların o para birimine göre değer kazanmasında ciddi bir etken. Türk Lirası da bu yıl dolar karşısında en fazla direnç kaybeden para birimi olarak olumsuz verilere sahip. Amerika Birleşik Devletleri başkanı Donald Trump, Obama’dan görevi ilk devraldığında dolar direnç kaybetmiş, diğer para birimleri bu sayede dolar karşısında güçlenirken TL ve Arjantin Perusu sabit bir seyir izlemişti.
• 2013’ten bu yana USD/TRY verileri için 55 haftalık üssel bir incelemede bulunulduğunda doların yükselmesi sürpriz değil. Çünkü bu veriler, enflasyon verileriyle beraber değerlendiriliyor. Ayrıca bu verileri inceleyen yatırımcıların aldığı kararlar da arz/talep durumlarına etki ederek doların yükselmesinde başka bir zemin yaratıyorlar. Yatırımcılar da para birimleri verilerine bir etken olarak değerlendirimeli.

• Yüksek enflasyon, yüksek cari açık, jeopolitik riskler, siyasi kaygılar dolar kurunun yükselmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu etkenler uzun vadede önemli faktörler olarak değerlendirilmeli. Kısa vadede de etken oldukları durumlar mevcut.
• Siyasiler her ne kadar üst üste açıklamalar yapsa da erken seçim endişesi piyasalara yansımış görünüyor. Piyasalar genellikle istikrardan yana bir tutum içerisinde olduğundan dolayı, gerçekleşebilecek bir erken seçimin negatif yansımalarını bugünkü yükselişte görebilmek mümkün.
• TCMB’nin faiz arttırımına gitmemesi, doları yukarı tırmandıran bir diğer etken olarak göze çarpıyor. Faiz arttırımının ilerleyen süreçte ekonomiye daha olumsuz yansımaları söz konusu olabilir. Bu açıdan bakıldığında TCMB, faiz arttırımına yönelik beklentilere direnç gösteriyor.

Dolar geçtiğimiz yıl içerisinde yaptığı sert hareketlerle vatandaşın yüreğini ağzına getirdi ama bu sene için beklentiler biraz daha olumlu görünüyor.
Görüştüğümüz piyasa uzmanları bu sene çok sert hareketler ve yükselişler beklemiyor. Eğilim Türk Lirası’nın dolar karşısında en fazla enflasyon kadar, belki biraz daha üzerinde değer kaybedebileceği yönünde. Bunların haricinde doların ve döviz sepetinin mevcut seviyelerden aşağı geleceğini düşünenler de var.
Piyasa için öngörülen en büyük ekonomik risk enflasyon iken, doların değeri üzerinde belirleyici olan ABD politikaları ve jeopolitik risklere de dikkat çekiliyor. Uzmanlara göre Türkiye ekonomisinin en önemli itici gücü ise güçlü seyreden büyüme oranları.Enflasyon önemli risk. Son yılların en yüksek seviyelerinde seyreden enflasyon, Türk ekonomisini tehdit etmeye devam ediyor. Dolar hakkında olumlu olan analistlerin dayanak noktalarından birisi de enflasyondaki düşüş beklentisi. Eğer enflasyon, ilk işaretleri geldiği üzere düşüşe geçerse bu durum kurların gevşemesine katkı sağlayacak.

İŞ ARAYANLAR İÇİN

En son bünyemize iş bulmaya çalışırken durumun ciddiyetini bir kez daha anladım. Onlarca iş arayan iyi bir işe, hatta bir işe girebilmek için fena halde ter ve dil dökmeye çalışıyor. Bir de dün bir meslektaşımın bürosunda sohbet esnasında bu süreçten bahsederken duygulandım.. Bir gencimiz iyi bir üniversiteden mühendis olarak mezun olduktan sonra bizim meslektaşın bürosuna gelip çay ve temizlik görevlisi olarak başvuruda bulunmak istemesi bir hayli düşündürücü ve üzücü bir durum… Bu örnekleri sosyal medyada iş kariyer ilanları sayfamda bu örnekleri sürekli gözetmekteyim.. inanılmaz başvurular ve mezuniyet bölümü-aranan iş kriterleri farklılıkları ve profilleri…
Tabi burada iş bulamayan insanların homurdanarak faturayı hükümete, belediyelere, devlet kurumlarına ve özel sektördeki patronlara kestiğini gözetmekteyim. Çoğu kimse kendi durumuna bakmıyor. Sanırsınız, özgeçmişi 5 sayfa ve her sayfasının her satırında dudak uçuklatacak bir kariyer basamağı var. İnanın bazen bu 5 sayfaları gözlemlemekteyim. Lakin bu 5 sayfada 3 er 5 er aylık çalıştığı firmalar ve abartılı sertifikalar vs. ..Aslında 1-2 adet uzun süreli çalıştığı işyerleri ve sade ön yazılı cv’ler olsa ne kadar güzel ve başarılı bir başvuru olur değil mi….
Şuan çalışmakta olduğum muhasebe personel alımı mülakatlarına ve faaliyette bulunduğum iş kariyer ilanları mülakatlarına çoğu kez kendim girerim. Karşımda oturan, yüzyüze görüştüğüm arkadaşların, özgeçmişlerine baktığımda aşağı yukarı bir kanaatim olur.
Sonra sorduğumuz sorular ve aldığımız cevaplar bize aradığımız potansiyel bir muhasebe personelin olup olmadığını ortaya çıkarır. Mülakatlar çoğu zaman zor ama çok renkli geçmekte, acı, tatlı çok hikayeleri vardır.
Sayfama ve çalışmakta olduğum işyerime gelen bu kişileri gördüğüm için, bundan sonra gelecek arkadaşlar yıpranmasın, iyi bir işyeri ve pozisyon bulsun diye onlara etkin iş bulma sürecini anlatmak için süreçlerden bahsedeceğim..
Bu süreçler sayesinde iş bulanlar olursa en sevdiğine tatlı ısmarlar artık… (kendime istemiyorum )

ETKİN İŞ BULMA SÜREÇLERİ

*** Kariyer planlamamız lisedeyken başlar. Nasıl bir iş, nasıl bir meslek, pozisyon istediğinize lisede karar vermeliyiz. Üniversitede karar verilmiş, okuduğu bölümle çelişen kariyer planlarımız genellikle sıkıntı doğurur.
* Lisede karar verdiğimiz iş ve kariyer planlamamıza uygun bir üniversite seçmeliyiz. Seçtiğimiz üniversite iş bulmamızda en önemli kriterlerden biri olacak asla unutmayalım. Seçtiğimiz okulda yabancı dil eğitimi, başarı endeksi ve fiziksel olanakların olup olmadığına çok dikkat etmeliyiz.
***İstemediğimiz bir üniversiteye ya da bölüme sakın gitmeyelim. Okulu bitirmek işkence gibi gelir bizlere, ayrıca hiçbir şey de öğrenemeyiz.
* Lisede diyelim ki satış müdürü olmaya karar verdiniz. İhracat müdürü olacaksınız. Yabancı dilde eğitim veren bir üniversitenin işletme, uluslararası ilişkiler vb. bölümünü seçin. Hukuk fakültesine gitmeyin sakın.
***Üniversiteyi kazandık, mezun olunca garanti iş bulurum diye sakın heveslenmeyelim.. Şimdi cv’yi (özgeçmişimizi) ve bilgi hazinemizi doldurma sırası geldi.
* Ben bir muhasebe personeli olarak iş başvurusu yapan bir arkadaşımızın özgeçmişinde şunları ararım. Firmalarda ön ve resmi muhasebe tecrübesi olmuş mu? Konferans,seminer veya sertifika programlarına katılmış mı? Doğaya, spora, hobilere gerçekten düşkün mü? Satranç, briç vb. zeka oyunlarını biliyor mu? Sade ve kendini iyi bir şekilde anlatan ön yazı yazmış mı? ve en önemlisi gittiği yerde uzun süre çalışmış mı? Eğer özgeçmişimizde bunlar varsa, işvereni doğrudan etkileriz.
***Özgeçmişimiz dolu dolu ise hemen işe girmeyi garanti görmeyelim. (‘Torpil veya dayı filan lazım değil mi?’ diyen sinir bozucu insanlar bu yazıyı okumasın.) Şimdi sıra bilgi, donanım, kişisel özelliklerimize geldi.
* Mülakatta ilk olarak kişinin nasıl bir ideali olduğunu öğrenmeye çalışırım. Kendinize, hayata, ülkeye, insanlığa karşı bir idealimiz var mı? ‘İşe girip, evleneceğim iyi bir çalışan olacağım iyi bir baba olacağım’ diye sade bir idealimiz varsa iş başvurumuzu olumlu sonuçlandıramayız.
***Bir idealimiz varsa, bunun için bir hayal kurmuşsanız ve tutkuyla bu hayalin peşinde koşuyorsanız ismimizin yanına hemen bir işaret konur.
* Sonra bilgi birikimimiz, entelektüel yanlarımızla ilgili sorulara muhatap oluruz. Hiç unutmam.. Çukurova işletme mezunu bir genç, okulundan dolayı işe alınacağına çok emindi. Ancak 600 Gelir Hesabına Borç yazılır diyince dakikasında elenmişti.
*** Bilgi birikimimiz lise yıllarından itibaren oluşmaya başlar. İyi kitap okursak her mülakatta hemen belli eder.. Özellikle roman, tarih, edebiyat, felsefeye meraklı olanların konuşması, Türkçesi, üslubu ve kurduğu cümleler hemen kendini gösterir.
* Dünyadan, ülkeden ve neler olup bittiğinden haberdar olmalıyız. Yani gündemi takip etmeliyiz. Bu pür dikkatimizi göstermektedir. Ayrıca mesleki dergiler var piyasada.. Eğer imkanımız varsa okumalıyız abone olmalıyız..
***Spor yapmamız, doğada vakit geçirmemiz, hobilerimizin olması, bir makale-şiir yazmamız bizlere artı değerler katar. Bunlar rakiplerimiz arasından sıyrılmamıza neden olmaktadır.
* Eğer bu bahsettiklerim sizde varsa, kendinizi en azından çok güvenli hissedersiniz ve işe alan kişi bunu çok önemser. Yoksa mıy mıy, güvensiz, pısırık tipler genellikle elenirler.

SAYGILARIMLA

SMMM Yazar Eğitmen Sercan Gölcü

GENÇLİK BİLMECESİ

Gençlik nedir, bileniniz var mı?
İçimde, yüreğimi bir şey dürttüğünde korkuyla kendimi hedefime şartlandırıp da sustuğum şeydi gençliğim. Her çırpınışımda daha derinlere gömdüğüm yazgımdı o benim.
Yaşıyordum yaşadığımı sanarak; oysa hiçbir şeyi gönlümce yaşamadım. Yüreğimin sesini duymamak için çaba harcayan bendim. Ondan korkuyor muydum? Evet delicesine… Beni hedefimden alıp koparacak, gerilere, çok gerilere sürükleyecek diye korktum ondan her zaman.
Ben gençliğimi, yazmanın verdiği özgürlükte buldum. Gençliğimi bana zehir sunarmışçasına yaşatan dünyaya da, her şeye öfkeliyim beni o sesten mahrum bıraktığı için.
Biliyorum, yazsam da dillensem de sesim bir tek bana ulaşacak, bir yankıdan ibaret olacak. Bana her dönüşünde beni bir öncekinden daha çok yakacak. Sustuğum, susturduğumuz bu ses bizden intikam alırcasına bizde derin bir iz bırakacak. Bizler aynı yarayı taşıyıp ortak bir ilaç arayacağız. O ilacı sevdiklerimizde bulmayı umacağız; ama bilmeyiz bu çaresizlik ortak ve yara aynı; çaresizlik içindeyiz.
Yıllardır sustuğumuz ses öcünü almıştır. Onun esiriyiz artık…

Yazan:Sercan Gölcü

SPORDA DOSTLUK VE KARDEŞLİK

Merhaba bu seferki yazımda sporu kaleme aldım ve her sporumuzda ve bunlardan en bariz futbolda eksik olan dostluk ve kardeşlik teması..Kimi zaman bu dostluk ve kardeşlik yerine kin nefret düşmalığın yer alması..

Neydi bizleri insanlıktan çıkaracak kadar agresif yapan düşmanlık eden? Neden bir takımın taraftarı, başka takımınkiyle dost olamıyordu, dost kalamıyordu? Aynı renkleri paylaştığımız insanlar, farklı renkten dostlar konusunda fazlasıyla agresifti. Spor, bu tür hırçınlıkların alanı olmamalıydı.

Mesela Taraftar, kulüp başkanının diğeri ile olan dostluğunu hazmedemiyor. Futbolcununkini hiç kaldıramıyor. İstiyor ki ekilen, düşmanlık tohumları olsun. Farklı renkler, ebediyen düşman olsun. Sevgi, sadece aynı rengi gönlünde taşıyanlara özgü bir kavram olarak kalsın. Yıllarca böyle gelmiş (hayır, böyle gelmemiş), böyle devam etsin. Taraftarlar arasında, düşmanlık tohumları ekilsin.

Halbuki bu kin,savaş ve hırçınlıklar olmasa çok daha güzel olacaktı sporumuz…Spora sevgi daha da büyüyecekti..Öyle tanıdığım insanlar varki mesela; Bu stat,tribün olaylarından dolayı maç izlemeye gelmiyorlar..böylemi olmalıydı?..Hayır…

Diğer anlayamadığım, televizyon dünyasındaki, gazetelerdeki takım yorumcuları. Yorumculuk, olaylara tarafsız gözle bakmayı gerektirir. Taraf olması gerekenler, izleyenlerdir. Yorumcuların görevi, onlara doğruları ve gerçekleri aktarabilmektir. Buna rengimizi katmamız, bizi tarafsızlığın dışındaki savaşlara sürükler. Bu savaşların yeri, televizyon ve gazete dünyası olmamalıdır. Eğer onlar yorumlarına takımlarının rengini katarlarsa, bizler boşuna konuşmuş olmaz mıyız? Çünkü çoğu kişinin muhakkak ki tuttuğu bir takım vardır…

Sözlerimi futbolun kin nefret savaşa değil dostluğa kardeşliğe adanması dileklerimle bitiriyor ..Herkese huzur ve mutluluk diliyorum..

Yazan : Genel Muhasebe ve İktisat Öğrt. Ve Köşe Yazarı SMMM Sercan Gölcü.

BİTCOİN VERGİSEL BOYUTU

İnternet üzerinde ticaret kavramı, tamamen elektronik ticaret üzerine yoğunlaşmış ödeme sistemlerine bağlıdır ve insanlar bunlara güvenmektedir. Sistem çoğu işlem için temelinde yeterince güvenli çalışıyor olsa bile, güven temelli modelin doğasında bulunan eksik yönlerini hala taşımaktadır. Finansal kurumlar aralarındaki anlaşmazlıkları çözene kadar, tamamen geri çevrilemez işlemler mümkün olmamaktadır. Aracılık maliyetleri işlem maliyetlerini arttırır, minimum işlem limitleri düşük tutarlı işlemleri engeller ve komisyonlar işlemlerin geri çevrimine engel teşkil eder. İşlemden geri dönülmesi tamamen karşılıklı güvene bağlıdır. Aracı kurumlar, müşterilerine karşı dikkatli olmalıdır çünkü gereğinden fazla alınan bilgi müşterileri rahatsız eder. Dolandırıcılık belirli ölçülerde makul/uygun kabul edilir. Bu maliyetler ve belirsizlikler fiziksel para kullanımı ile önlenebilir, ancak iletişim kanalları kullanarak ödeme işlemi yapılacaksa güvenilir bir üçüncü parti gerekmektedir.
İhtiyaç duyulan şey; güven yerine şifreleme kanıtı üzerine kurulu, iki tarafın birbiri ile doğrudan bağlantılı olduğu elektronik bir ödeme sistemidir. işlemi tersine çevirmek için hesaplaması zor olan işlemler tarafları dolandırıcılıktan koruyacaktır.
Bir elektronik parayı bir dijital imza zinciri olarak tanımlıyoruz. Her işlem sahibi, bir önceki işlemin dijital imzasını kullanarak işlemini imzalar ve bir sonrakine aktarır. Ödemeyi alan imzaları doğrulayarak sahiplik zincirini tamamlar.

Buradaki sorun, ödemeyi alanın, önceki işlem sahiplerinden birinin parayı iki kere kullanmadığını doğrulayamamasıdır. Bu sorun için yaygın çözüm, mükerrer harcamaları kontrol eden bir merkezi otorite (merkez bankası, banka, vb.) olmasıdır. Virgülden sonra 100-milyonuncu basamağa kadar birimlere ayrılabilir. Her işlemden sonra para, merkezi otoriteye geri döner ve buradan bir yenisi ile işleme devam edilir. Ancak bu çözümdeki sorun; tüm para transferlerinin akıbetinin merkezi otoriteye (ya da bunu yöneten şirkete, ya da bir bankaya) bağlı olmasıdır.
Son dönemde de güncel iktisadın en önemli konusu Bitcoin. Özellikle kısa sürede artan fiyatıyla spekülatif yatırımcıların dikkatini çekmeyi başaran Bitcoin hakkında kafa karıştıran birçok açıklama yapılmakta. Bitcoin iktisadi olarak bir para mıdır? Mal mıdır? Hizmet midir? Gayrimaddi bir hak mıdır? Yoksa nevi şahsına münhasır sanal/zahiri bir “şey” midir? Öncelikle şu an için dünya üzerinde bu soruya net bir cevap verecek bir kişinin olduğunu düşünmüyorum.
Bitcoin, mevcut yapısı ve işleyişi itibarıyla mevzuat kapsamında elektronik para olarak değerlendirilmemekte, bu nedenle de söz konusu Mevzuat çerçevesinde gözetim ve denetimi mümkün görülmemektedir” ifadelerine yer vermiştir. Bu durumda, Bitcoin hukuk sistemimizce para veya elektronik para olarak kabul edilmediğinden vergisel sonuçları da buna ilişkin olacaktır. Bitcoin mevcut hukuk sistemimizde tanımlanan menkul veya gayrimenkul bir eşya değildir. Bir gayri maddi hak olmadığı gibi fiziki bir emtia da değildir. En uygun çözüm nevi şahsına münhasır dijital bir eşya veya yatırım aracı olarak kabul edilmesidir. Vergi kanunları açısından da para olmayıp alım satıma konu sanal bir üründen (emtiadan) öteye gitmemektedir. Dolayısıyla, Bitcoin’in mevcut vergi mevzuatı karşısındaki durumu dijital bir emtia olarak yorumlanmalıdır. Bu faaliyetleri nedeniyle oluşan kazançları ticari kazanç veya kurum kazancı olarak vergiye tabi olup, bunların Türkiye’de gerçekleştirdikleri Bitcoin teslimleri de KDV’ye tabi olacaktır.
Bitcoin alım satımı yapan gerçek kişilerin alım satım kazançları şartların oluşması halinde ticari kazanç olarak vergilenebilecektir. Bunun için bu alım satım işinin ticari bir faaliyet içerisinde yapılması gerekir. Maliye Bakanlığı öteden beri yıl içinde bir kereden fazla yapılan alım satım işlemlerinde ticari faaliyetin varlığını kabul edip kazancı vergileme eğilimi içerisindedir. Bu kazancın ticari kazanç olmadığı durumlarda ise arızi ticari kazanç elde edilmesi söz konusu olabilecektir. Bu durumda ise kazancın 2017 yılı için 24 bin TL’yi aşması halinde vergilendirilmesi mümkün olacaktır. Bitcoin alıp satan kurumların kazancı ise kurumlar vergisine tabidir. Ayrıca dönem sonlarında aktifl erinde Bitcoin varsa onu da değerlemeye tabi tutmalıdırlar. Değerleme ölçüsü ise Vergi Usul Kanunu’nun 289. maddesi uyarınca mukayyet değer üzerinden olacaktır. Bu durumda, kurumlar aktifl erindeki Bitcoin’leri satmadıkları sürece değer artışı üzerinden değerleme nedeniyle vergi vermeyeceklerdir. Ayrıca işlemlerin Türkiye’de gerçekleştirilmesi şartıyla, Bitcoin teslimleri KDV konusuna girmektedir. Dolayısıyla Bitcoin alım satımı sırasında KDV ödenmesi söz konusu olacaktır. Bitcoin alım satımına yönelik olarak yapılan sözleşmeler de damga vergisine tabidir. Bitcoin alım satımına aracılık eden şirketlerin ise Türkiye’de faaliyette bulunmaları kaydıyla, bu işlemler nedeniyle elde ettikleri komisyon gelirleri kurumlar vergisine tabi olacaktır. Görüldüğü üzere Bitcoin, hukuken tanımlanmamış olması nedeniyle, birçok bilinmezliği ve riski bünyesinde barındırmaktadır. Fiyatlarındaki volatilite, arkasında bir devlet otoritesinin olmaması, herhangi bir varlığa dayanmaması Bitcoin’in para, para piyasası aracı veya sermaye piyasası aracı olarak tanımlanmasını güçleştirmektedir. Bu tanımlama sıkıntısı kendisini vergisel alanda da göstermektedir. Bitcoin’i bir yatırım aracı görenlerin onun vergisel riskler taşıdığını bilmesi ve ona göre pozisyon almaları gerekmektedir.

Saygılarımla.

İYİ BİR MALİ MÜŞAVİR OLMANIN DETAYLARI

Şahsıma göre dünyanın en zor işlerinden biridir muhasebe/mali müşavirlik. Çünkü benim gibi anı yaşamaya odaklı bir insanın en sevmediği şey, cebindeki parayı hesaplamaktır. Neyse ki evimde bu konuda eşimin ücretsiz destek aldığı bir Mali Müşavir var. Bilmeyenler için kısa ve öz anlatayım. Bu meslek muhasebe yapmakla yetmiyor ve Mali Müşavir olmak için koşar adım ilerleriz.. Tabi istenirse ve çabalanırsa YMM ve diğer mesleki sınavlar… Epey dirsek çürüttükten sonra o zor sınavı kazanır ve stajyer oluruz. O günden
sonra bir çoğumuzda “Para, saymak, artı, eksi” kelimelerine karşı duyarlılık
başlar ve olaylar gelişir.
Bu mesleğin göze çarpan 8 detayına gelirsek;
1)Herkesten habersiz gelir gider tablosu oluşturur; Sinsice ilerler. Önce telefonda laf arasında ne kadar maaş aldığını, ne kadar kredi kullandığını cüzdanındaki parayı ve ne kadar kredi kartı limitinin olduğunu sorar ve hızlı öğrenir. Sonra konuyu alışverişten açıp, aylık taksit giderlerini sorar. Büyük bir hevesle almak istediğin yeni takım elbiseyi anlatınca, kendini belli eder. Ertesi gün mail kutunda gelir giderlerini hesaplayan bir excell dosyası bulursun. Çoktan cebine kalan parayı hesaplamıştır. Senin neyine yeni takım elbise?
2. Mali Müşavir için hayat hızdır. Hızlı yürür, yer, konuşur. Gerekirse hızlı bile uyur; Tüm günü excell’ deki bir hız formülüne bağlanmış gibidir. Öyle
hızlı yürür ki işe giderken bağımlı servisi/otobüsü kaçırdığı pek görülmemiştir. Konuşmasıyla ana haber bülteni spikerlerini ve hatta avukatları solda sıfır bırakır. Sabah erken kalkması gerekiyorsa bir fincan Türk kahvesi içtikten 5 dakika sonra çok derin bir uykuya gidebilir.
3. Her zaman 1 ay ileride yaşar, anın tadını tuzunu alır;
Onları buna mâhkum eden birçok sebep var. SGK primleri,teşvikler,beyannameler/bildirgeler… Gerçek şu ki bir Mali Müşavir anı yaşamaz, geleceği yaşar. Bu yüzden tatile giderken henüz uçaktayken “1 hafta sonra işe gideceğiz” diyerek insanı deli eder, tatil boyunca geriye sayarak “6 gün sonra işe gideceğiz” şeklinde tatili de zehir eder.
Hatta bir köşeye çekilip bilgisayarını açması ve hesapları kontrol etmesi an
meselesidir.
4. Asla parasız kalmaz bu yüzden özgüven tavan yapmıştır; Bu kadar hesap kitaptan sonra halk arasında ‘kirli çıkı’
dediğimiz kişilerin muhasebeciler arasından çıkmasına şaşırmamak gerekir. Eğer size “Hiç param kalmadı” diyorsa, tüm parasını bilin ki ya altına ya dövize ya da gayrimenkule yatırmıştır. Yani yine parası vardır, üzülmeyin. Ve özellikle serbest çalışan mali müşavirlere işler nasıl diye sorulduğunda tahsilat yaptığı halde tahsilat yapamıyorum diye serzenişte bulunurlar.

5. Her şeyi saymaya endekslidirler. Bazen yediğimiz zeytini bile!; Saymak mali müşavirin misyonudur hatta sloganıdır. Çoğu kez bilinçli, bazen de gayri ihtiyari sayar. Eğer kahvaltıda kaç adet zeytin
yediğinizi size söylerse, sakın alınmayın. Başka bir gün aynı şekilde kaç adet
çerez yediğinizi de saymış olabilir ama içine atmıştır.

6. Denklem/problem çözmekten beslenirler; Hayatında çözemediği bir denklem problem olmazsa bunalıma girer. Yanlış okumadınız. Problem, artı, eksi, çarpma, bölme yoksa mali müşavire hayat yok. Üzümün sapı, armudun çöpü derken mutlaka kendine çözebileceği bir problem/ denklem yaratır, hatta üç bilinmeyenli denklemi de çözer ve anlık da olsa müşavirimiz rahatlar.
7. Bir şeyleri dosyalama/arşivleme tutkusu artarak devam eder; Mali Müşavir bürolarındaki dosyaların ve arşiv odalarının düzenli görüntüsünün hayranlık uyandırmaması imkânsızdır. Bir imkânsız olan şey ise Mali Müşavirin artarak devam eden dosyalama/arşivleme tutkusudur. Bu bir süre sonra yerini koleksiyonculuğa bırakır. Evde atılması gereken ne varsa eski dergiler/gazeteler… bazaların altına saklanmış olabilir,iz sürmeye devam…
8. Hayatınıza KDV katar!; Hayatınıza katma değeri yüksektir. 30 yaşınıza geldiğinde bir ev aldırmayı başarmışsa, çok başarılı bir Mali Müşavir olduğu kesindir : ) Ondan size zarar gelmez, her zaman fayda gelir.

Saygılarımla,
SERCAN GÖLCÜ
SMMM-Eğitmen-Yazar

SESSİZ BİR ÇIĞLIK

Saatlerin açtığı yaralarıma
Tuz serpiyor dakikalar.
Kanıyor
Ve dökülüyor akreple yelkovanın ucundano
Duvarlar yol oluyor kanlara
Yalnızlığı paylaştığım o duvarlar.
Yerler mezar oluveriyor
Damarlarımdan sızan al sulara.
Ağlıyorum, sızlıyorum;
Duyan var mı sesimi?
Yalnızlık terk ediyor beni.
İsyan ederek benimle oluşuna
Gidiyorum
Geride bıraktığım var mı diye aldırmadan.
Umutlar ve bekleyişler
Seni getirmezken bana
Ben eriyip kayboluyorum
Sessiz çığlıklarımda….

Yazan :SMMM EĞİTMEN ŞAİR Sercan Gölcü

Etiketler: ,

YORUMLAR

Yazıya 7 yorum yapılmış.

  1. SÜLEYMAN ACAR 23 Mayıs 2018

    HARİKA BİR İNSAN. TEK KELİME.

  2. TUĞBA SANCAR GÖLCÜ 31 Mayıs 2018

    EŞİMİ ÇOK SEVİYORUM

  3. ATAKAN ŞENDİL 4 Eylül 2018

    Adam gibi adam. gerek kişiliği gerekse bugüne kadar fedakarlıkta zirve yapmış bir isim. Kendisini burada görmekten gurur duyuyoruz Diyarbakırlı olarak.

  4. BERKAY ALTINYAY 30 Ekim 2018

    çok kültürlü çok değerli bir beyefendi. Diyarbakırı Sercan Bey ile tanıdım. İyiki tanımışım bu güzel insanı.saygılarımla

  5. ONUR AYTEKİN 9 Kasım 2018

    353 Kısa Dönem Askerlik yaptık ikimiz. Yardımsever, arkadaş canlısı ve aynı zamanda iyi bir dost ..

  6. MUHAMMET TALAY 15 Aralık 2018

    Diyarbakırı Tüm Türkiye’ye sevdiren ayrımcılığı kutuplaşmayı asla kabul etmeyen insana insanca değer vermeyi benimsemiş adam gibi adam.
    Seni seviyoruz reis.

  7. RESUL SENCAR 21 Şubat 2019

    MÜDÜRÜMÜZ SERCAN BEY ÇOK VEFALI MERT ….

Sercan Gölcü
Gerçek adı: Sercan Gölcü
Doğum Tarihi: 1987 (32 yaşında)
Eğitim Durumu: Lisans
Medeni Hali: Evli
Boy: 1.87
Kilo: 94
Meslek: Yazar
Mezuniyet: Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi
Doğum yeri: Diyarbakır
Popüler Kişiler Tümü
1.

Beren Saat

381.565 kez okundu

2.

Yusuf Aktaş

324.126 kez okundu

3.

Güncel Öztürk

315.923 kez okundu

4.

Tarık Akan

292.615 kez okundu

5.

Mustafa Miraç Kaya

226.011 kez okundu

6.

Tarkan

223.545 kez okundu

7.

Volkan Demirel

220.259 kez okundu

8.

Emre Mor

194.013 kez okundu

9.

Ersay Üner

189.095 kez okundu

10.

Serdar Ortaç

180.523 kez okundu