Antoni Gaudi

Antoni Gaudi hakkında merak edilen tüm soruların cevapları. Eserleri, kitapları, ölümü, eğitimi, kısaca hayatı ve biyografi bilgileri.

25 Haziran 1852’de İspanya’nın Katalan Bölgesi şehirlerinden Barselona’nın 100 kilometre güneyinde Tarragona İli’nin Baix Camp ilçesinin merkezi Reus’ta doğdu. Babası Francesc Gaudi dönemine göre iyi bir meslek sayılan bakır ustasıydı. Annesi Antonia Cornet bir bakırcı ustasının kızıydı. Çiftin evliliğinde orta halli iki zanaatkar ailenin maddi manevi denkliği gözetilerek gerçekleşmişti.

Gaudi’nin doğumu çok zor gerçekleşti. Yeni doğan çelimsiz bebek, yaşamının ilk saatlerinde yaşama tutunamaz  kaygısıyla vaftiz edilmek üzere  aceleyle yakınlarındaki kiliseye götürüldü. Ağabeyi babasından Francesc ismini aldığı için ona annesinin Antoni adı verildi. Sağlıksız ve güçsüz bedene sahip bir çocuktu; akciğer enfeksiyonları ve iltihaplı romatizma nöbetleri peşini bırakmadı. Yetişkin olduğunda çocukluğuna dair il anısının, yatak odasının hemen dışında annesiyle babasının doktorla yakınlarda beklenen ölümüyle ilgili konuşmaları olduğunu söyledi. Ama Farancisc ve Antonia’nın çocuklarının en küçüğü ve en sağlıksızı Gaudi, hepsinden daha uzun yaşayacaktı.

Çocukluk yılları

Yaşamının ilerleyen dönemlerinde, çocukluğunda çektiklerini ve hayatta kalmasını büyük bir amaç için seçilmiş olmasına bağlayacaktı.
Çocukluğundaki hastalık nöbetleri, uzun süre yatağa bağlı kalmasına neden olmuştu; haftalar boyunca hayal gücüyle baş başa kalıyor, yatak odasının penceresinden görünen tozla kaplı kırmızı toprağa, yeşilliklere, kestane ve zeytin ağaçları ile Reus kırsalının bağlarına bakıyordu. İçine işleyen bu renkler ile yakınlardaki Akdeniz’in parlak mavisi, genellikle yaptığı binaları süsleyen renkler olacaktı.

Gaudi yatakta kalmak zorunda olmadığı zamanlarda, mahalle okuluna gidiyordu. Fakat okuldan hoşlanmıyordu. Hastayken geliştirdiği gözlem yeteneği okulda pek işe yaramıyordu. Dersler ezbere dayalıydı, bundan nefret ediyordu; daha sonra okulun yaratıcılıktan ziyade taklitçiliği teşvik ettiğini söyleyecekti.

Reus manzarası gibi okulda edindiği arkadaşlar da ömrü boyunca yanında kaldılar. Özellikle de endisinin aksine çok iyi öğrenciler olan Eduardo Toda, Jose Ribera’yla iyi arkadaş olmuştu. Üçü pek çok projeye kalkışmıştı; okul gazetesi El Arlequin (soytarı) isminde bir gazete çıkardılar.
1867 sonbaharında, Tado ve Ribera eğitimlerine devam etmek için uzaklara gitmrk üzere Reus’tan ayrıldılar. O sonbaharda Gaudi, babasının bakır atölyesinde çalıştı, bu sırada gelecekte ne yapması gerektiği kararlaştırılıyordu.

Antoni Gaudi eğitimi

Sonunda, 1868 yılının başında Barselona’ya gitmesine ve orada tıp okuyan ağabeyinin yaşamasına karar verildi. Üniversitenin fen bilimleri fakültesine gitmeden önce üniversite öncesi derslerini tamamlayacak; böylece, yeni kurulan Mimarlık Okulu’na başvurmadan önce bir eğitimden daha geçmiş olacaktı.
Üniversite öncesi dersleri onu çok fazla meşgul etmediğinden Barselona’daki ilk yılında, zamanın büyük bir bölümünü şehrin güney kısmında liman tarafındaki orta çağ mahallerini dolaşmakla geçirdi. Üniversitenin fen fakültesine geçince, beş yıl boyunca kalkülüs, trigonometri ve geometri gibi yüksek matematik konularının yanı sıra mekanik ve kimyaya odaklandı. Ayrıca canlı model çizimi, Fransızca ve Almanca sınavlarını da geçmesi gerekiyordu.

Tüm bunlar yakında açılacak Mimarlık Okulu’na girmeye aday olan öğrenciler için standart koşullardı, Gaudi bu okula 1874’te resmen kabul edildi.
Bu dönem boyunca ağabeyiyle birlikte yaşadı. Öğrencilikte hep olduğu gibi, kaldıkları yerler sık sık değişti, tatillerdeyse Reus’a gittiler. Okul döneminde, daha ucuz olduğu için Barselona’nın tarihi yapılarının olduğu merkezin dışındaki kiralık yerlerde yaşadılar. Bütün öğrenciler gibi Gaudi ve ağabeyi de para sıkıntısı yaşadı. Aileleri eğitim masraflarına destek oluyordu ancak yine de iki kardeş kıyafetlerini birbirleriyle dönüşümlü olarak kullanıyorlardı.

Barselona

Bütün delikanlılar gibi o da şehrin kafelerinin bir parçası olmuştu. Özellikle de Barselona’nın 19. Yüzyılda kültürel merkezi olan ünlü caddesi Ramblas’taki Cafe Pelayo’ya sık sık uğrardı. Orada papaz sınıfına karşı muhalif düşünceler besleyen gençlerle birlikte olduğu söylenir. Bu durum otuzlu yaşlarda edineceği dindarlıkla müthiş bir tezat oluşturur. Öte yandan Gaudi tam da bu zamanlarda giyimine düşkünlüğüyle nam salmıştı. Eldivenlerini belli bir dükkândan, şapkalarını ise bir başkasından alıyordu. Bunlar, her şeyin üstesinden gelen kusursuz bir ekonomi dehasının becerisiydi.

Zorunlu askerlik yapma yaşı gelince, öğrencilik hayatını yarıda kesmek durumunda kaldı. Orduya piyade olarak katılarak Şubat1875’ten Temmuz 1876 yılına kadar 16 ay vatani görevini yerine getirdi. Vazifesi esnasında hizmetleri nedeniyle onur nişanı aldı.

Barselona’daki oda arkadaşı ve hayatta olan tek ağabeyi Francesc yirmi beş yaşındayken aniden öldü. Ondan iki ay sonra anneleri Antonia, üç yıl içindeyse kız kardeşi Rosa öldü. 1870’lerin sonunda Gaudi’nin ailesinde yalnızca yaşlı babası hayatta kalmıştı. Henüz mimarlık öğrencisiydi ve ailesinin geçimini sağlamak zorunda kalmıştı. Bunun üzerine Padros i Barrsos firmasında makine teknik ressamı olarak çalışıp hayatını kazanmaya başladı.

Antoni Gaudi Mezuniyet projesi olarak üniversite için yeni bir oditoryum planlaması gerekiyordu. Projeyi üzerinde çalışmak için eve götürmesi olay oldu ve kopya çekmekle suçlandı ancak yaptığı bitirme projesiyle okulundan mezun oldu. 1878 yılında mezuniyet töreninde Rektör Profesör Rogentın kendisi için söylediği şu söz meşhurdur: “Bir dehayı mı yoksa budalayı mı mezun ediyoruz, bilmiyorum.”

Antoni Gaudi çalışma masası;

Mimarlık Okulu’ndan mezun olduktan sonra ilk projesi, kendisi için yaptığı bir çalışma masasıydı Ahşaptan yapılmış ve işlenmiş demirle süslenmiş masa, basit bir fikre dayalıydı. Strüktür ve süsleme sentezlenmeli, dünya ile bağlantısı kurulmalıydı. Yatay çizgiler suyu sembolize ediyordu; üstteki geniş yuvarlak yazı yazılan kısım ise süzülen bir yaprak gibi tasarlanmıştı. Demir işlemeler suyun üstünde ve çevresinde yaşayan bütün hayvanları temsil ediyordu: yusufçuklar, kelebekler, arılar, böcekler, kertenkeleler ve yılanlar. Masanın ayakları incelerek düzgün bir şekilde yere iniyordu. Belirli bir mesafeden bakınca masa tekne gibi görünüyordu ve metaforik bir suda yüzüyor gibiydi. Sanki yerçekimine ve fizik kurallarına meydan okuyordu. Bu masa, 1936 İspanya iç savaşı sırasında çıkan yangınlarda sonsuza dek kaybolacak, kül olup toprağa geri dönecekti.

Aşk Hayatı

Gaudi hiç evlenmemiş olsa da ve akıllarda hep derin Katolik inancı yüzünden bekar biri olarak kalsa da gençken o da âşık oldu. Josefa “Pepeta” Moreu vekız kardeşi, kooperatifin okulunda öğretmenlik yapıyorlardı, aynı zamanda Gaudi’nin tasarladığı afişlerin süslemesinden sorumluydular.
Gaudi, Moreu ailesinin Pazar toplantılarının ve akşam yemeklerinin düzenli misafiri oldu, sürekli Pepeta ile sohbet ediyor, ancak hiçbir zaman duygularını açıklamıyordu. Gaudi’ye yakın olanlar, Gaudi’nin Moreu’ların akşam yemeklerine katılımının neden ve nasıl sona erdiği konusunda farklı düşüncelere sahiplerdi. Kimileri, Gaudi’nin ona evlenme teklif ettiğini, ancak Pepata’nın zengin bir iş adamıyla nişanlı olduğunu açık ettiğini söylediler. Bazıları ise onun akşam yemeğinde nişan yüzüğünü parmağına takarak olası evlilik teklifinin önüne geçtiğini söyler.

Kariyerinde Yükseliş

Josep Maria Bocabella Verdaguer, St Joseph Spiritüel Derneği’ni kurdu. Varlıklı ve çok dindar bir adam olan Bocabella, Barselona’nın varoşlarından biri haline gelen bir bölgede 1881 yılında bir arazi satın aldı. Bunu halkın bağşıya yeni bir büyük kilise yaptırmak amacıyla başlattığı çalışmanın hemen ardından gelen birkaç yıl içinde gerçekleştirdi. Bu kilise Basillicai Temple Expiatori de la Sagrada Famillia (kısaca bilinen adıyla La Sagrada Familia) yani Kutsal Aile Bazilikası ve Kefaret tapınağı diye tanındı. Daha önceden Santa Maria del Mar’da olduğu gibi yerel halk tarafından yapılan ve Barselona’nın koruyucu azizi St. Joseph’e adanan kilise, endüstrileşmeyi ve Katalan kültürünün devre dışı bırakılmasını protesto etmeyi amaçlıyordu. Yalnızca bir kilise değil, aynı zamanda bir cemaati ve b cemaattekilerin ortak noktası Katolik inancına adanmışlıklarıydı.

En Büyük Projesi

1882 yılında Gaudi’nin mimarlık okulunda henüz bir öğrenciyken yanında çalıştığı öğretmeni Paula del Villar, başlangıçta yapılacak kilisenin mimarı olarak atanmıştı. Ancak temel atıldıktan sonra çıkan anlaşmazlık üzerine görevinden ayrıldı. Bocabella’nın derin inancı çözüme kavuşmasını sağladı. Rüyasında mavi gözleri olan genç bir mimar görmüştü. Kısa bir süre sonra Gaudi’yle tanıştı. O sıralar mimar Mortell’in ofisinde yardımcı mimar olarak çalışıyordu. Bacabella onunla tanışınca kilisenin mimarını bulduğunu hemen anladı. Gaudi, 1883 yılında resmi mimar olarak atandığında, o zaman kadar yalnızca İşçi Kooperatifi’nin makine atölyesini yapmıştı. Mortell gibi işverenleri tarafından becerikli ve yetenekli bir genç bir mimar olarak bilinse de Barselona’nın kalanında ve Katalonya’da hemen hemen hiç tanınmıyordu. Aldığı bu görev sayesinde büyük bir hızla, yalnızca Barselona’nın en üst düzeydeki elit mimarlarına nasip olan bir şöhrete ve saygınlığa kavuştu.

Ölümü

Büyük mimar Antoni Gaudi bu proje üzerinde çalışırken gittikçe dindarlaşmış ve manevi olarak kendini kilisenin inşasına adamıştır. 7 Haziran 1926 tarihinde Yetmiş beş yaşında, kiliseye akşam duasına giderken, bir tramvayın çarpmasıyla yaralanmış ve üç gün hastanede yaşam mücadelesi verdikten sonra maalesef kurtarılamayarak dünyaya veda etmiştir.Mimarlık tarihinin en büyük dâhilerinden biri olarak “bitmemiş senfoni” ismini alan muhteşem eseri, tasarımını 1882 de yaptığı ama inşasının gerçekleşmesi için bütün meslek yaşamı boyunca çabaladığı “La Sagrada Familia Kilisesi” ‘dir.

Barselona’daki Önemli Eserleri

Bitmemiş Senfoni “La Sagrada Familia” Bazilikası

Batllo Evi “Casa Battlo”

Mila Evi “Casa Mila”

Parque Güell

Palau Güell

Cevap Yaz

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya giriniz